hayat, Okul

Dağınık yazı (5/??)

Selam

Şu sıralar çok doluyum bir yandan da çok boşum. Şu zihinsel yorgunluk denen şey başıma geldi galiba. Ya da hep buradaydı… Uzun süredir bloga yazamadım, Aslında bir şeyler yazdım ama hepsi taslaklarda birikiyor… Sanırsam dijital biriktirme hastalığına yakalandım…. Böyle bir şey var mı emin değilim, ama evde duygusal bağlarımız olan eşyaları biriktirdiğimiz gibi bilgisayarımızda da gereksiz ekran görüntüleri ve pdf’ler biriktiriyoruz…

Neyse bloga yazamamamın sebebi bence dijital yorgunluk. Böyle bir şey var mı emin değilim ama yoksa da olmalı. İsmini de ben koydum:) . Geçen hafta final haftamdı ve hayatımda yazmadığım kadar çok yazı yazdım. Hava atmak gibi olmasın ama çoğu İngilizceydi ve yazması çok yorucuydu. Belli bir süre sonra gramere takmamaya başladım. Ve sınavlarım için elimde çalışabileceğim, üstünü fosforlu kalemle çizebileceğim bir belge olmadığından dolayı hep ekrana baktım. O kadar çok bilgisayarla haşır neşir oldum ki dizi izlemeyi ve oyun oynamayı bıraktım. Azalttım diyelim daha doğru olur. Bilgisayar önünde vakit geçirmekten o kadar o kadar o kadar çok sıkıldım ki elim yine bilgisayarla olan diğer işlere gitmedi ki bunlardan biri blog yazmak…. Ve bunun adı bundan sonra dijital yorgunluk olsun.

Eski yazılarıma baktım. Önceden dağınık yazı diye bir şey yazarmışım. Paylaşmak istediğim şeyleri düzensiz ve alakasız ama aynı zamanda mantıklı bir şekilde bir yazıya sıralarmışım . Hayatımın yazılarım gibi olması ya da yazılarımın hayatım gibi olması ne güzel… Dağınık, alakasız, mantıksız ve istikrarsız ama tuhaf bir şekilde neşeli, tuhaf ve anlaşılır…


Her neyse bu online dönemden bahsedeyim biraz. Bu dönem 8 tane ders aldım: Rehberlik, Proje Uygulamaları, Staj, Materyal Geliştirme, Bireysel Farklılıklar, Almanca 3, Tarih ve Drama.

Rehberlik dersini sevdim. Haftanın ilk dersiydi ve hoca anlayışlı biriydi. Daha önce ondan ders almadığımız için ve dolayısıyla ilk dersimizi online yaptığımız için biraz tuhaftı. Ödev olarak bize iki film izletti (First Grader ve Ben X, efsane filmler mutlaka izleyin), yönetmelik ve bir de kitap okuttu. Hayatımda okuduğum en sıkıcı ve ödev teslim tarihinden sonra anca bitirebildiğim bitabın adı “savaşçı” idi. Yazarı Doğan Cüceloğlu. Kitap güzel kitapta geçen konular çok güzel ve ilgi çekici ve öğretmen adayları için birebir ama anlatımı o kadar sıkıcı ki. Olaylar hep doğan bey ile Arif beyin İstanbulun güzide bir yerinde oturup sohbet etmesi ile geçiyor. Sohbet ederken ara veriyorlar ve doğan bey etrafına bakıp çıkarımda bulunuyor. Çok sıkcıydı. Okumadan anlamazsınız. Rehberlik dersine geri dönmemiz gerekirse dersten bir çok şey öğrendim ve hocayı sevdim.

Bu dönem son Almanca dersini aldım. Almancayı aslında Almancacıyı seviyorum. Harika kadın. Çok anlayışlıydı. Almancada çok bir ilerleme kaydedemedik çünkü eski konuları tekrar ettik ama yinede “wenn” ve “als”i, “prateritum”u ve bir kaç konuyu öğrendim. Hoca son ders hüzünlendi. Üç dönem bize girmişti şimdi bizi mezun etti… Son ders ağladı ve son görüşmemiz olmadığını söyledi. Bu dönem böyle geçtiği üzgündü. Hepimiz üzgündük. Almanca öğrenimime devam edicem kendime okuma kitapları aldım.

Sonra Tarih dersi vardı. Gittiğim Üniversitenin en büyük tuhaflıklarından biri bu dersin 0 kredisi olması. Şaka gibi değil mi ? Diğer üniversitelerde okuyan arkadaşlarım bu dersi 2 ya da 3 kredi alıyorlar ama ben bir kredi alamıyorum. Bu da şu demek oluyor devamsızlıktan kalabilirim puandan da kalabilirim dersi geçedebilirim, geçersem hiç agnoyu etkilemiyor ama kalırsam tekrar almak zorundayım ki bu dersi 2. alışım. 1. alışımda uzaktan almıştım ve sınava gitmeyi unuttum. Unuttuğum sınav ikinci vizeydi, 1.de düşük olduğu ve finalde de toparlayamayacağım için bıraktım. Ama iyiki bırakmışım. Bu yıl dersi veren kadın çok tatlıydı. İnanılmaz objektifti ki bu tarihçilerde neredeyse hiç bulunmayan bir özellik. Çok anlayışlıydı. Sınavlar testti ve yanlışlar doğruları götürmüyordu aksine doğrular yanlışları götürüyordu. Toplumun hep negatifliğe odaklanmasını sevmediği için böyle bir sistem geliştirmişti hoca nasıl işlediğini çok anlamasam da. Ayrıca hiç unutamıyorum bir derste ağlamaklı oldu. Normal eğitim dönemini ve öğrencilerini özlediği için. Kameralarımızı açmıyoruz. Sadece hoca açıyor ve kendini duvara konuşuyormuş gibi hissediyor haliyle. Neyse hemen kendini toparladı ama o gözyaşları beni çok etkiledi. Bu dönem öğretmenler için çok daha zor.

Staj dersi bu dönem en sıkıldığım işkence gibi olan derslerden biriydi. Şimdi ders iki kısımdan oluşuyor. 4 saat okulda gözlem + 1 saat teorik bilgi. İşkence olan kısım 4 saatlik gözlem oraya geleceğiz. Bu bir saatlik kısım çok harika geçtik. Küçük bir gruptuk ve arkadaşlar ve hoca samimiydi. Yararlı tezler okuyup paylaşım yapıyorduk. Hoca hatta bizim sınıfın enerjisini çok yüksek buldu ve bize discussion leader denen, yüksek lisans öğrencilerinin yaptığı etkinliği yaptırdı. Çok verimli geçti. Gerçekten vakit bulursam okuyamadığımız makaleleri de okuyacağım

İşkence olan 4 saatlik kısımsa adı üzerinde okulda gözlem yapmak ya da uzaktan eğitime uyarlanmış olan hali zoom derslerine katılmak. Normalde staja hevesliydim ama 4 saat olması çok korkuttu. Ayrıca stajda yaptığımız gözlemlerden ödev hazırlamamız gerekiyordu ki bir şey olmuyordu. Dersler tek düze ilerliyordu yazacak bir şey çıkmıyordu. Ve hocalar inadına uzun uzun yazın diyordu. Uzun uzun yazılacak bir olay yoktu ve 4 saat baş ağrısı çekiyorduk. En sonunda bu durumu hocaya anlattığımızda o zaman nasıl olaması gerektiğini, sizin yerinizde olsaydınız neler yapardınızı yazın dedi. OK. Neyse ben normalde bu dersi başka bir hocadan almak istiyordum ama alttan aldığım başka bir dersle çakıştığından bu hocadan aldım. Ödevlerden dışında zorlamasından oldukça memnunum. Neyse ki üçüncü seçenek hocadan almamışım. Ondan alan bir arkadaşım ödevlerine kaynakça yazıyormuş ve O hoca öğrenciler yeterince bağlaç kullanmadığı için kızıyormuş. Özellikle Thus ve Hence neden yok diye sormuş. Evet tek derdimiz bağlaçlar. Bir şey olmuyorki yazalım bağlaç kullanalım…

Staj dersinde girdiğim sınıf 8 ve 7lerdi. Onların durumu daha üzücüymüş onu farkettim. İlk derste cıvıl cıvıl seslerini duyunca neşelenmiştim ama ilerleyen haftalarda sesleri azaldı. Komik telafuz yanlışlarına gülerdim ama sonra konuşmamaya ve daha kötüsü derse gelmemeye başladılar. Trol bir sınıftı. Bir öğrencinin zoom fotoğrafında gandalfın resmi vardı o çocuğu tuttum. Ayrıca derslere birbirlerinin adlarını girerek gelmeye başlamışlar o yğzden hoca adı yazmayan birini derse almıyordu. Hatta bir öğrenci adının yanına bir şeyler yazınca sadece adını yaz dedi ve çocuk sadece ile beraber adını yazdı. 🙂

Materyal tasarım dersini en sevdiğim hoca verdiği için tüm derslere katılmaya çalıştım. Ve kendimi bu uğurda biraz rezil etmiş olabilirim. Neyse ne. Bu derste ders kitaplarını inceledik. Yabancı dil kitaplarında yabancı kültürün ne kadar etkin olduğunu, hangi aksanın tercih edildiğini falan konuştuk. Bu derste işlenenlerin 5’te biri, geri kalanlarsa sunumlar. Neyse ki bireysel sunumlar. Kimileri hocanın 15 dakika demesine rağmen 30 dakika yapmasa çok daha rahat geçecek bir dersti. Çünkü bu dersin hemen ardından başka bir ders başlıyordu. Keyifli bir dersti. Bu derstede sunum yaptım ve arkadaşlarımın sunumlarına katıldım. Sınıfça hocanın dışında en çok birbirimizin sesini duyduğumuz dersti. Arkadaşlarımı çok özlemişim. 5-6 kişi hariç tabiki.

Seçmeli proje dersi çok iyi bir ders çünkü uzun zamandır kendisinden ders almadığım ama almak istediğim enerjisine hayran kaldığım bir hoca bu dersi veriyordu. Zihinsel olarak çok yorucu bir ders olmasına rağmen derste eğlendim. Bu inanılmaz anlayışlı kadın tez hakkındaki çılgın fikirlerimi dinliyordu. Bu yüzden kendisine minettarım ama teknik arızalardan dolayı istediğim konuda tez yazamasam da kendime daha az çılgın bir konu buldum. Yeni tez konum uzaktan eğitimde grup ödevlerinin verimsizliği. Tabiki başlık bu değil ama konu bu. Bu verimsizliği kanıtlayıp grup ödevlerini müfredattan sileceğim. AHHAHAHAHA. Ya da sonuçlara göre neden verilmeleri gerektiğini kanıtlayacağım. Ufff umarım birincisi olur… Şimdi burada tuhaf olan kısım hoca dersin başında grup olmak ister misiniz diye sordu hatta teşvik etti. Ama ben inadına olmam dedim. Ve şimdi grup ödevleriyle ilgili tez yazıyorum… (Şimdi neden bu grup ödevleriyle ilgili bu kadar tantana ettin diyorsanız lütfen bu blogtaki en çok beğenilen yazıyı okuyun)

Hayatımda bireysel farklılıklar hocası kadar kendini beğenmiş bir hoca görmedim. Bir insanın suratına bu kadar çok yumruk atasım hiç gelmemişti ki bilgisayar ekranından hiç yapmadım diyemem. Adam uyuz kelimesinin vücut bulmuş hali. Tamam bu hocaya karşı kötü önyargılarım var ve kabul abartıyorum. Ama şu da bir gerçek öğrencilerinle iletişim kuramadan onlara öğrencilerle iletişiminiz çok önemli diyemezsin ve ders sunum dersi olmadığı halde öğrencilerin sunumlarını gaddarca eleştirip sonucunda onların heveslerini kırıp üzerine afra tafra yapamazsın yetmedi ben harika öğretmenim ilerde başarılarınızdan beni haberdar edin diyemezsin ve sırıtamazsın. Son derste dersle ilgili eleştirileriniz yazın demişti. Başlarsam duramayacağımı bildiğim için yazmamıştım. Derste yine grup ödevi verdi. Neyse ki grup arkadaşlarım kafa ve destekleyici insanlardı. Benim batırdığım sunumu toparladılar ve beni kötü hissettirmediler gerçekten harikalar. Şimdi sunumu neden ve nasıl batırdığıma gelirsek Mal Extraordinarious hocanın yüz ifadeleri ve tutarsızlığı sağ olsun. Şimdi tüm dersler kayıt altında oluyor ve ben sunum yaparken geriliyorum üstüne üstlük adamın 😦🤐😞😠😒😒😫🤦‍♂️ bu gibi yüz ifadelerinden daha çok gerildim ve söyleyeceklerimi unuttum. İyice kekemeye döndüm ve “aritmetik” kelimesinin telafuzunu doğru edemedim (bunu sunumdan sonra yüzüme söyledi bir aritmetik kelimesini bile doğru okuyamadın diye ve bu adam bir eğitimci, sonra neden ülke ilerlemiyor…) bende kağıttan okumaya başladım. Onu da güzelce okuyamadım çünkü sunumda yaptığım hataları farkedip iyice telaşlandım ve toparlayacağım diye iyice battım. Neyse ki sunumun devamını canım arkadaşlarım güzel yaptı. Ama hoca onların kısmını beğenmedi çünkü söyledikleri bazı şeyler slaytta geçmiyormuş. Sen geçen ders demedin slayttan okumayın her şeyi slayta koymayın diye. Resimli süslü püslü olsun demedin mi al sana ALLLL. Mal Extraordinarious. Bu sunumdan sonra bir süre kendime gelemedim ve ağladım. Bir de bu hoca bireysel farklılıklar hocası buda işin can sıkıcı cabası. Benim de bireysel farklılığım bu. Daha önce sunum yapmadığım ve beni notlandıracağını bildiğim bir insanın önünde heyecanlanmadan sunum yapamıyorum ve her şeyin kayıt altında olduğunu unutamadan sunuma odaklanamıyorum. Şimdi öğretmen olacaksın bunu çoktan atlatmış olmalıydın falan diyeceksiniz ama Mal Extraordinarious diğer slaytları da çok eleştirmişti, slaytı hazırlarken şimdi buna bir şey diyecek diye iyice gerildim… Şimdi ben bu slayt faciasından önce de adama kıldım. İzmir depreminin ardından bu hocanın dersi vardı ve az öğrenci vardı diye dersi bırakıp gitti. Geçen yıl alttan bir ders almıştım. 2 kişi olduğumuz halde her zaman işliyorduk ve bu adam derste az kişi var diye dersi bıraktı. Bir de bu konuda afra tafra yapıyor… Mal Extraordinarious…

Bu dönem aldığım son ders Drama dersiydi. Uzaktan olduğu ve üç kişi olduğumuz için çok ders işlemedik ama onun yerine hoca bizden 2.500 kelimelik drama hakkında analitik araştırma yazısı yazmamızı önceden işlediği derslerin videolarını izleyip eleştirmemizi istedi. Şahsen minnettardım çünkü bu dönem zaten çok doluyduk. Bu dersi veren hoca Amerikalı ve ülkesine geri dönecekti. Covidten dolayı geri dönemedi… O gitmeden önce ondan bir daha ders aldığım için mutluyum. En çok onun ödevleri yordu ama mutluyum.

4. sınıfın son yılımın birinci dönemi aşağı yukarı böyleydi…

Bir yandan çok mezun olmak istiyorum. Çünkü içim dışım dışkım ödev. Çünkü çok yoruldum.

Ama bir yandan mezun olmak istemiyorum. Arkadaşlarımla yeterince vakit geçiremedim. Üniversiteden yeterince faydalanamadım.

Gelecek korkutuyor… Benden bir halt olmayacakmış gibi hissediyorum. Mezun olunca ne yapacağımı bilmiyorum. KPSS’ye girmek istemiyorum. KPSS için aldığım test kitaplarıyla sadece bakıştım, Ales’e çalışmaya başladım ama çok bir ilerleme kaydedemedim. Ve sınavlar çok pahalı. O parayı vereceksem notum o paraya değmeli, değil mi?

Her şey çok pahalı…

Normalde geçen yıllarda dönem bitince rahatlardım ama şuan huzursuzum. Genel olarak iyi bir dönem geçirmiş olsam da huzursuzum.

Bakalım gelecek neler getirecek…

-Alumina

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s