Dizi

Handmaids Tale 1.Sezon

Blutv bu hafta sonu ücretsizdi. Bende uzun zamandır ertelediğim bir diziye başlama kararı aldım “Handmaids’ Tale” ya da Türkçe çevirisiyle “Damızlık Kızın Öyküsü”. Dizi Dizinin şu ana kadar 3 sezonu yayınlandı ve devam ediyor.

UYARI !!! Bu dizi herkese göre değil. Distopya seviyor ve feminizmle ya da genel olarak insan, toplum, çevre gibi konulara ilgi duyuyor ve ağır, oldukça ağır temaları kaldırabiliyorsanız öneririm.

Bu dizi Margaret Atwood’un aynı isimli kitabından uyarlama ve söylemeden edemeyeceğim gerçekten çok güzel uyarlamışlar. Kitapta olmayan ama hikayenin geçtiği evreni genişleten eklemelerde bulunmuşlar. Bunu kitabını geçen yıl okumuş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim(kitaptan kısaca bahsettiğim yazarken büyük ihtimalle kafam bir karış havada olan yazı için buyurun).

Kısaca tekrar bahsetmek gerekirse gelecekte çevre zehirlenmelerinin ve savaşlardan sonra dünyadaki çocuk doğurabilen kadın sayısı oldukça azalmıştır. Bunları düzeltmek adına Amerika’da yeni adıyla “Gilead”tatotaliter yeni bir devlet kurulmuştur ve bu devlette kadınlar üç (aslında 4? ama onları sonra öğreniyoruz) sınıfa bölünmüştür. Mavi giyinen, çocuk doğuramayan ve devleti yöneten komutanların eşleri olan kadınlar. Kırmızı giyinen, çocuk doğurabilen ve komutan eşlerine hizmet eden “damızlık kızlar”. Ve çocuk doğuramayan, komutan eşi de olmayan, sarı ya da yeşil giyinen hizmetçilik eden “marthalar”. Kitabımız Waterford ailesinin damızlık kızı olan “Offredin(Fredinkinin)” başından geçenleri anlatıyor.

Yazının buradan sonrası dizi ve kitap hakkında daha detaylı olacağından kitabı okumadıysanız ya da diziyi izlemediysen buradan sonrasını okumayınız.

UYARI SPOİLER !!!

Yazının burasında uzun uzun diziyi ya da kitabı anlatmayacağım. Daha çok diziyi izlerken hissettiklerimi, düşüncelerimi aktaracağım.

İzlemenizi ya da okumanızı tercihen ikisini de yapmanızı öneririm. İkisini de yapmadıysanız ve hala buradaysanız en azından şu videoyu izleyip devam edelim.

Öncellikle bu distopik eseri benim gözümde okuduğum diğer distopyalardan ayıran en büyük özellikle başlayayım. Baş karakterin devrimden öncesini hatırlıyor oluşu ve bizzat bu değişim sürecini yaşamış olması. Geçmişi özgür günleri hala hatırlıyor oluşu. Fragmanın başında da görüyoruz “gözlerimiz kapalıydı…” Buradan konuyu oy vermeye, sesimizi duyurmaya, çevreye ve topluma karşı bilinçli olmaya getirsem mi acaba? Şu sıralar kadın hakları gündemde değil mi ? Her zaman gündemde olmalı değil mi, tüm insan hakları ?Diğer okuduğum distopik eserlerde geçmişi kalan kitaplardan öğrenmeye çalışıyorlardı.

Ayrıca dizi kitapta olan karakterlere güzel yan hikayeler eklemiş. Özellikle ofglen ya da gerçek adıyla Emily karakterinin hikayesini güzel ilerletmişler. Lezbiyen olan Emily ve bir marthanın aşkı öğreniliyor ve marthayı Emilynin gözleri önünde asıyorlar. Emilyyi öldüremiyorlar çünkü hala çocuk doğurabilir. O kısmı çok anlamadım ama Emilynin organlarından bazılarını alıyorlardı.

Bunu da demişken evren kitabını okuyup hayal ederken çok korkutucuydu ama dizide daha korkutucu yapmayı başarmışlar. Sokakların yıkılması, yer adlarının değişip her yerin tanınmayacak hale gelmesi, ceset taşıyan arabaların her yerde oluşu, duvarlarda asılan insanlar, teknolojik aletlerin oluşu ama taşıtlar dışında hiç kullanılmayışları. Kadınların kitap okuyamaması, komutan eşleri de dahil, herkesin kalıplaşmış cümlelerle selamlaşması “göz üzerimizde”, “praise be”, “tohumlar bereketli olsun” falan. Tüm bu detaylar evreni çok gerçekçi ve detaylı yapmış bence.

Ve komutan eşleri demişken dizi de komutan eşleri ve damızlıklar arasında ilişki güzel işlenmiş. Kitapta bu kadar üzerinde durulmuyordu. Ofwarren’ın doğum seansı çok ilginç ve iğrençti. Yukarıda gerçek doğum olurken aşağıda komutan eşleri doğum yapıyormuş gibi taklit yapıyorlardı, bir de neden uzun sürüyor yorulduk diye kızıyorlar falan. Onun dışında her ayki ritüel sahnelerine çok girmek istemiyorum ama gerçekten ilginç ve tüyler ürpertici idi.

Bence dizinin zirve bölümü 6. bölümdü. 6. bölümde Meksikadan gelen elçiler Gileadtaki hayatı gözlemliyorlardı ve bu bölümde bu sistemin fikir merkezi olan kadını öğreniyorduk. Şahsen şok oldum. Kitapta böyle bir detay yoktu. Offredin hizmet ettiği Serena Joy Waterford tüm bu devrim gerçekleşmeden önce “Kadının yeri” isimli bir kitap yazmış ve yazdıklarından etkilerinden bu olaylar çıkmış, ya da etkilenmiş. Senaristi tekrar tebrik ediyorum. Böyle bir şeyi hiç beklemiyordum. Bu durum beni çok düşündürdü ve biraz daha olsa Karl Marx örneğini aklıma getirdi. O da acaba bu yazdıklarının nerelere varacağını bilseydi düşüncelerini paylaşır mıydı ? Dizide ve kitapta hatta bu konu ile ilgili oldukça güzel bir replik var “İyi herkes için iyi değildir.”

Dizi de bunun gibi kitapta olmayan bir sürü güzel detay var. Beni şaşırtan bir başka detayda damızlık kızların ilk bölümde tecavüzcü adamı dövmesiydi. Gerçekten o sahne neydi öyle.

Dizinin 1. sezonu kitabın tamamını kapsıyor gibi. Kitap ucu açık bitmişti, yazar sonunu okuyucuya bırakmıştı ta ki “testaments” isimli yeni bir kitap çıkarana kadar. Kitabı henüz okumadım ama şahsen yazarın seriye 20 yılı aşkın bir süre sonra, dizi popüler olunca devam etmesine biraz kızdım. Ayrıca kitapta direniş falan yoktu ama ileriki bölümlerde direniş gibi bir şeyler olacak ve kitapta bunlar yoktu tabiki. Acaba sadece 1.sezonu izleyip bıraksam mı?

Ayrıca dizide hoşuma giden mesajlardan biride duvarlara bizden sonra gelecekler görsün diye yazı yazmak kazımak çok etkileyici. Sanırsam 4. bölüm bu konu üzerinde duruyordu. Bu yazıyı da ben benden sonra birileri okuyup aynı ürpertiyi yaşamada yalnız hissetmesin diye bırakıyorum.

Ayrıca dizinin oyuncu, yapımcı set dekorasyonuna buradan selamlar. Gerçekten hepsi harika işler çıkarmış. Özellikle başroldeki kadın oyunları tebrik ediyorum. Özellikle aşağıdakileri.Ayrıca bir bölümde yazarımız cameo olarak gözüküyormuş.

soldan sağa Ofglen(Emily), Serena Joy Waterford, Offred(June), Moira ve Aunt Lydia rollerinde Alexis Bledel, Yvonne Strahovski, Elisabeth Moss, Samira Wile ve Ann Dowd

Devamını izlemek için heyecanlıyım. 2020’nin tam bir kabus olduğu bu dönemde bu diziyi izlemek ne kadar mantıklı düşündürücü ama bakalım. Okul dönemi bitince geri kalan bölümleri kiralayıp izlerim artık.

Nolites te bastardes carborandorum*

-Alumina

*Don’t let the bastards to grind you down

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s