Film

Legends of the Fall – İhtiras Rüzgarları

Bir film izledim ve neden arada bir kötü filmler izlememiz gerektiğini tektar hatırladım. Kötü filmler olmasa iyi filmlerin değerini bilemeyeceğiz çünkü.

Başrollerde Anthony Hopkins ve Bradley Pitt’i görüp, film hakkındaki küçük açıklamayı okuyunca aaa bu güzel bir filmdir diye umdum, ailece izlemek için indirdim. Ama güzel bir film değildi, malesef.

Film hakkında kısa bir bilgi vereyim: Yaklaşık 2 saat uzunlukta bir film. 1994 yılında çıkmış. Görüntü alanında Oscar almış bir kitap uyarlaması.

Tamam film görsellik açısından güzel, oyuncular açısından da güzel ama senaryo😪. Ben II. Dünya Savaşı filmi diye ummuştum ama film Tristan’ın maceralarıymış meğer.

büyük kardeş, küçük kardeş ve Tristan

Şimdi Tristan iki erkek kardeşi, babası, hizmetçileri ve dilini sadece kendilerinin anladıkları kızıl derili uşakla beraber dağlarda yaşarlar. Bir gün en küçük kardeş şehire annesinin yanına gider, Susannah diye birine aşık olur, kızı alıp ailesiyle tanıştırmak için dağa giderler. Susannahnın geliş o geliş. Kız bir daha dağdan inmez. Bu sırada II. Dünya savaşı çıkmıştır. Erkekliğini ispat etmek isteyen küçük kardeş, Susannahnın nişanlısı ki Susannahnın gözü Tristanda, tutturur ben savaşa gidicem. Emekli albay babaları karşı çıkar “lan savaşlardan uzak durmak için dağda yaşıyoruz” der ama küçük kardeşi ikna edemez. En sonunda siz onu göz kulak olun diye diğer kardeşleri de onunla beraber savaşa yollar. Bu sırada Susannah baba ile kalır tabi. Bu sırada büyük kardeşte Susannahdan hoşlanmaya başlamıştır, ama Susannahnın gözü Tristandadır. Küçük kardeş savaşta ölür. Çocukluğunda ayı öldürdüğü için ruhu ayıyla birleşmiş Tristan ayı gibi davranmaya başlar ve kardeşini öldürenlerin kalbini yer. Ve tüm bu olanlar filmin ilk 30 dakikası falan.

İşler daha da tuhaflaşır ama uzun uzun anlatmayacağım, ama…

kızıl derili uşak, sadece kazrizması ile yeten filmi izlenebilir kılan Anthony Hopkins yani emekli albay Tristanın babası, Susannah the bietsch

…Filmin neden güzel olmadığına tekrar değinirsek senarist ya da yazar elde ne kadar havalı olduğunu düşündüğü şey varsa Tristan’a vermiş, diğer karakterler de tamam demiş. Çocukken ayı öldürmek havalı tamam, ayıyla ruhların birleşmesi tamam, erkek kardeşin nişanlısıyla aşk yaşamak tamam, ikinci Dünya savaşına katılıp geri dönmek tamam, düşman askerlerinin kalbini yemek tamam, Afrikaya gidip yayamlaşmak tamam, tanınmaz hale gelmek tamam, devlet görevlisi abiye inat işler çevirmek tamam, hizmetçinin büyüyen kızıyla evlenmek tamam, çocuk yapmak tamam, mafyaya bulaşmak tamam, mafya olmak tamam, içki üretimi satım işine girmek tamam, sokaklarda zıplamak tamam, ailenin diğer tüm üyelerinden sonra ölmek tamam, ayı ölünce ölmek tamam… Hayat Tristana güzel, sadece ona güzel TAMAM

Tristan ne Tristanmış be… Hatta filmin sonunda abinin Tristana söylediği şey tüm filmi özetliyor

Ben tüm kurallara uydum, tanrınınkilere de insanlarınkine de. Ve sen hiçbirine uymadın. Ve hep seni daha çok sevdiler.

Şimdilik bu kadar, tamam

-Alumina

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s