Dilbilim

Almanca Nasıl Bir Dil ? ve Almanca Öğrenme Maceram

Guten Morgen. Ich lerne Deutsch. Ich kann kein Deutsch. Ich mag Sprechen. Ich bin studentin. Ich studiere Lehramht für Englisch. Ich muss für die Prüfung lernen.

Hazır Almanca finaline çalışıyorken, yani bildiklerim yerindeyken Almancadan konuşalım.

Bu yazımda bu yıl zorunlu seçmeli olarak öğrenmeye başladığım Almancadan bahsedeceğim biraz. Önceleri soğuk yaklaştığım sonraları sevdiğim, öğrenirken çok çaba harcadığım fakat harcadığım çabaya kıyasla az sonuç aldığım, ama ne olursa olsun öğrenmek istediğim Almanca aslında oldukça güzel ve ilginç bir dil.

Neden mi ?

Herkesin kaba bir dil demesine rağmen ve aşağıdaki videonun bunu biraz kanıtlamasına rağmen aslında Almanca o kadar kaba değil. Söylenildiği kadar kaba değil.

burada güldürmek için çok abartmışlar, ve güzel güldürdüler kabul

Bir dilin kaba ya da kibar oluşunu belirleyen unsur nedir ? Dilde geçen fonolojik kurallar mı ? Yoksa konuşanların tarzı mı? Genelde Almancayı erkeklerden duyduğumuz (Burada biraz feminist damarım patlasın. Bir dili en güzel kadınlar konuşur) için ya da Almanca öğretmenleri düzgün öğretmek için kimi sesleri sürekli sürekli bastırdıkları için biraz kaba geliyor olabilir ama aşağıdaki şarkıyı dinleyip tekrar düşünün derim.

Bunun dışında Almanca dikkatimi çekmişti çünkü diğer dillerin kaybettiği baş ağrıtan bir özelliği hala taşıyordu. The Cases diye geçen şey. Der’in Den’e dönmesi. X-bar teorisi vesaire vesaire. Ayrıca Almancada aspect/continuous yok. Yani şimdiki zaman yok. Şimdiki zamanı geniş zamanı kullanarak anlatıyorlar.

Ayrıca almanca kültür olarak zengin bir kültürün dili. Güzel eserler bırakmış bir dil, özellikle müzik ve psikolojide, hatta arkeoloji ve sanatta, alanım olacak olan eğitimde de ileriler. Yani ilgimi çeken konularda Almanca önümü açacakmış gibi duruyor. Ayrıca ünide sevdiğim bir hocam Almanların dil bilimde çok ilerlediğini söylemişti.

Her neyse biraz Almanca hakkında genel bilgi vereyim.

Genel Bilgi

Vikipediden özet geçelim, Hint-Avrupa dil ailesinin Cermen dilleri koluna mensup olan Almanca yani Deutsch, yani Deutsche Sprache, başta Almanya ve Avusturya olmak üzere birkaç ülkenin anadilidir ve Avrupada en çok konuşulan ve dünyada en çok öğretilen dillerden biridir. Tarihi çok eskilere dayanır ve çeşitli dönemlere ayrılmıştır.

Benzerlik Farklılık

direk Almanca-Türkçe karşılaştırması vardır diye umdum ama yokmuş

Almanca ve Türkçe arasında gramer açısından ve sözcük dizilimi açısından bir benzerlik yok. Aynı dil ailesinde de değiller zaten. Ama iyi haberlerim var, yıllardır süren kelime alışverişimiz var Almancayla. Özellikle yemek ağırlıklı kelimeler, orada yaşayan Türkler sağ olsun.

Peki İngilizce ile benzerlikleri var mı ? Tabi ki, ama çok umutlanmayın. Kimi kelimeler benziyor mesela “subject-verb-object”(subcekt-vörb-obcekt)=Subjekt-Verb-Objekt(subyekt-veerb-obyekt) oluyor.

Ayrıca dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama eşitliğin sağ tarafındaki(Almancadaki) tüm kelimeler büyük harfle başlıyor. Yani Almancada isim/ad(noun) kategorisindeki tüm kelimeler büyük harfle başlar. Şahsen Almanca ile ilgili en sevdiğim kural bu. Teker teker yok dil isimleri büyük harfle başlar, yok özel isimler büyük, tür cins isimleri küçük ezberlemek zorunda kalmıyoruz. Onun yerine kelimenin isim olup olmadığını ezberliyoruz. Almanca öğretmenleri buna bir kural bile bulmuş. Artikel alan her şey isimdir.

Neyse biraz dağıldık. Almanca İngilizce farklılık benzerliklerinden devam edelim. Kelimelere çok güvenmemek gerekiyor. Mesela “studieren” fiili. Hemen “aaa study ders çalışmak” dersiniz değil mi ? Yanlış, bu kelimenin anlamı üniversitede eğitim görmek. Bir başka örnekte “laufen” fiili. “Gülmek/Laugh mu ?” dediniz. Hayır, anlamı koşmak. Gülmek=Lachen.

Başka bir farklılıkta cümle dizilimi aşağıda biraz daha detaylı deyineceğim ama, İngilizcede biz zamanı cümlenin en sonuna atarız ama Almancada hemen fiilden sonra gelir. Bana çok ters gelmişti bu düzen. Mesela Sabahları kahve içerim/ I drink coffee in the mornings/ Ich trinke morgens einen Kafee.

Komiklik olsun diye yazayım, bir arkadaşım Almancaya İngilizcenin sarhoş hali demişti. Çok gülmüştüm. Verdiği örnekler: drink-trinken, man-Mann, brother-Bruder, father-Vater, milk-Milch, tea-Tee…

Ses Özellikleri ve Yazı

Almancaya öğrenmeye ilk başladığımda bana tuhaf gelen ilk ses “r” sesiydi. Türkçedeki ya da Amerikan İngilizcesindeki keskin “r” değil, daha uyuşuk daha az farkedilir bir “r”, Fransızcadaki gargara sesi de değil, Arapçadaki gayn gibi hiç değil. İlginç bir “r”(bu nasıl bir tasvir inanın ben de bilmiyorum).Almanca hocam bu sesi çıkarmak için dillerinin üstünde muz tutarak alıştırma yaptıklarını ve birkaç öğrencinin boğulma tehlikesi yaşadığını bu yüzden yaptırmaktan vazgeçtiğini söylemişti. Anlayacağınız ilginç bir “r” Alman “r”si. (vay be sadece r sesine bir paragraf dizdim:))

Sonra bazen “s” harfinin “z” ya da “ş” şeklinde söylendiğini, “z”ninde “ts/tz” gibi okunduğunu, “ch”nin hafif hırıltığı “h” olduğunu, “sch”nin “ş”,”tsch”nin de “ç” olduğunu öğrendim. Artık rahatlıkla niçenin adını düzgün yazabilirim, ama üşendim. “j”nin “y” şeklinde okunduğunu ve “v”nin “f” gibi söylendiğini farkettim ve dedim Aman Allahım bu neee ?

Ama almanca beni şaşırtmaya devam edecekti ve bu sadece başlangıçtı. Umlautlar(a-ä, u-ü, o-ö) var ve bir de sadece Almancaya has olan Eszett ya da Scharfes S (keskin S) namı diğer tuhaf B = ß. Bu harfi hiç kelime başında göremezsiniz ve her ss, ß değildir.

Kardeşi ya da çocuğu İngilizce gibi okunurken çok bir tutarlılığı yok Almancanın. Ama İngilizce kadar da kendisini salmamış, daha tutarlı. Mesela “ei” yan yana geldiğinde “ay” şeklinde okunuyor. “ie” yan yana geldiğinde de uzun “i” oluyor. “st” ikilisi cümle başında “şt” oluyor. Stefan Zweig = Ştefın tzvayhg tarzı bir şeye dönüşüyor 😄

Gramer ve Kelimeler

En ilginç ve en yorucu kısmı sona bıraktım. Şu ana kadar karşılaştığım ilginç Almanca kurallarını anlatacağım size şimdi. Yukarıda biraz bahsettim ama olsun.

Die Zahlen

Sayılarla başlayalım. İlk onda sıkıntı yok. Hatta hemen öğrenebilirsiniz. Ben bu şarkı sayesinde öğrendim ve metal müzikle Almancanın çok iyi gittiğini farkettim. eins, zwei, drei, vier, fünf, sechs, sieben, acht, neun, AUS değil zehn. Cidden ilk ona kadar sayması çok zevkli. ayns, tzvay, dıray, fi’ır, fünf, zeks, ziibın, noyn, tzihn…

10-20 arası işler biraz karışıyor ama yine de zor değil. Asıl tuhaflık 21 ve sonrasında başlıyor. Hala anlamıyorum neden birler basamağındaki rakamı önce söyleyip onlardakini sonra söylersin ki? Türkler: 21, yirmi bir. Ne güzel değil mi ? Almanlar: 21, einundzwanzig (bir ve yirmi)😦.

Ben yüze kadar saymayı öğrendim. Gerisini bilmiyorum. Binli rakamlarda noluyor acaba. İkişer ikişer mi döndürüp söylüyorlar? Neyse Fransızca rakam söylemekten daha kolay buna şükredelim.

Die Wörter

Bilmem yukarıda dikkatinizi çekti mi, ama Almancada kelimeleri bitişik yazdım, rakamı arasına und koyarak yazdım. Almanlar kelimeleri bitiştirerek yeni kelimeler elde etmeyi çok seviyorlar. Henüz başlangıç seviyesinde olduğum için öyle çok uzun uzun kelimelerle karşılaşmadım ama bir iki örnek vereyim: Wechelpräpostionen, aufgestanden, mittagessen, zürückkommen, Krankenhaus… Böyle sözcüklerin bazıları çok eğlenceli, ama bazılarına bakmak bile yorucu.

sie, sie und Sie

O(kız), onlar ve siz(resmi). Hepsi aynı şekilde yazılıyor ve okunuyor. Resmi sizi ne olursa olsun büyük harfle yazmak zorundasın. Peki nasıl ayırt edeceğiz derseniz, genellikle yardımcı fiilden hangi “sie” olduğunu anlıyoruz. Ama yinede 😞

Der, Die, Das, Den, Dem, … Ein, eine, einen, einem…

Bunları İngilizceye çevirirsek bakın karşımıza ne çıkıyor “The”… “a/an”. Bu arada önceden söylemediysem şimdi söyleyeyim Almancada tüm kelimelerin cinsiyeti var. Erkil(maskulin), dişil(feminin) ve nötr(neutral). Kelimenin cinsiyetine göre önüne gelecek belirli ya da belirsiz artikel değişiyor. Akkusativ ya dativ olunca yada “case” denilen şey devreye girince al sana uzun uzun tablolar.

😨 Her şeye tamamım da neden tablonun bazı kısımları çok değişmiyor, bazıları birden (özellikle der) fazla kullanılıyor ya da neden tüm radikal değişiklikler erkil maddelerde oluyor. Neyse buna öneri olarak kelimeleri artikelleri ile ezberleyin derdi hocamız. Mesela güneş sonne diye değil die Sonne, ay der Mond falan. Çoğullara hiç girmeyeyim.

Trennbare Verben, Zeit und Partizip Perfekt

Şu ana kadar anlamakta en çok zorlandığım ve hala İngilizceye alışmış beynimin kabul etmek istemediği, phrasal verbe benzetsemde çok benzemeyen Almancadaki ayrılabilen fiilere nam-ı diğer “trennbare verben”‘e merhaba diyin.

Örnek üzerinden anlatırsak trinken içmek demek, önüne aus edatını aldım austrinken oldu ve anlamı içtiğin şeyi bitirmek şeklinde değişti. Şimdilik kolay, sıkıntı cümle içinde kullanınca oluyor. Nedense aus’u en sona atıyoruz. “Suyu içip bitiriyorum” demeye çalışalım” Ich trinke Wasser aus” oldu. sözlükte bu kelimeyi aradığımızda austrinken şeklinde arıyoruz. Eeee o zaman neden cümlenin sonuna attık ausu ? Almanca hocam parantez görevi görüyor demişti. Yine de çok tuhaf değil mi ?

Birde geçmiş zaman çekimi var işler daha da tuhaflaşıyor.

Almanca Präsens fiil çekimi. Ses değişimine bak sen

Almancada fiil ve fiil çekimleri zaten çok belalı bir konu. Sesler inanılmaz değişiyor yukarıda gördüğünüz gibi. Nasıl rahat ediyorlarsa, nasıl keyflerine geliyorsa öyle çekimliyorlar fiileri. İyi haber Almancada çok zaman yok, İngilizce gibi suyunu çıkarmamışlar. Neyse dağıldım yine. Geçmiş zamandan bahsediyordum. Namı diğer “Perfekt”, bir de “Präteritum” var ama Perfekt gündelik dilde daha yaygınmıymış neymiş ve daha kolay olduğu için Perfekt ile başladık.

Şimdi bir cümleyi perfekt yapmak istediğinde “sein” ya da “haben” yardımcı fiilini alıyorsun asıl fiil yerine kişiye göre çekimliyorsun, ana fiilininde bir yerlerine “ge” ekleyip partizip II yapıyorsun(genellikle) ve yine cümlenin sonuna atıyorsun. Mesela ben su içerim, Ich trinke Wasser. Bu su içtim, Ich habe Wasser getrunken. Neden cümlenin sonuna atıyoruz ? Tamam kimi dil bilgisi kurallarını çok sorgulamamak olduğu gibi kabul etmek gerekiyor ama bu çok tuhaf, üzerinden aylar geçti hala tuhaf.

En tuhaf kısıma geldik. Ayrılabilen fiilin geçmişi nasıl olur ?

Söyleyeyim “ge”yi ortaya yazıyoruz. Alın siz mis gibi ausgetrunken. Su içip bitirdim. Ich habe Wasser ausgetrunken.

Birde ayrılamayan fiiler var, betrinken=sarhoş olmak. Neyse burada duruyorum.

Biraz abartmış ve uçmuş olabilirim ama herkese hangi dil olursa olsun dil öğrenmeyi ve Almancaya ön yargısız yaklaşmayı öneririm. Bu abarttığım şeyler artık kolay gelmeye başladı ve bu kural ağırlıklı dilin harmonisi ortaya çıktı. Biraz sabır. Auf Wiedersehen herkese.

-Alumina

not: yaklaşık 1 yıldır Almanca öğreniyorum, bilgiler eksik, yetersiz hatta yanlış olabilir. Uygun bir dille düzeltmekten çekinmeyiniz.

not 2: Bu yazıyı Almanca finalinden önce yazmaya başlamıştım finalden sonra bitiriyorum. Tchüss

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s