Anime, Japonca, Kitaplar, Seyahatname, İngilizce

Kitap Okumaya Meydan Okumam

Uzun süre sekteye uğradıysa da devam ediyorum

15i bitti 10u kaldı.

Burada gördüğünüz kitapların hepsi uzun kendilerine ait yazılar ıhakkediyorlar. Belki yazarlarının başka kitabını okuduğumda tekrar bu kitaplara dönerim. Bu yazıda hepsinden kısaca bahsetmeye çalıştım.

Bir Oyun Oku: Venedik Taciri, Sheakspeare

Nedense insanların aklına edebiyat deyince, özellikle İngiliz Edebiyatı deyince ilk olarak Shakespeare gelir. Ama Shakespearein eserlerin sayabilecek insan sayısı da çok azdır. Neden acaba ?

Edebiyat hocamın zorlamasıyla okuduğum (bunu biraz açmak istiyorum. Eski ingilizcenin hafif sadeleştirilmişinden okuduğum) üstüne de sınav olduğum( bunu da açmak istiyorum. 2 kere sınav olduğum) bu nadide eser aslında çok hoştu. Tiyatro eserlerinin yani oyunların kitaptan okumanın saçma olduğunu düşünen benim için karakterlerin karşılıklı gelip konuştuklarını, birbirlerine kibar kibar laf atarlarken gülümsediklerini , Venediğin hayali komşusu Belmontta karakterlerin cübbelerini uçuştura uçuştura yürüdüklerini hayal etmek güzeldi. Ve bu dersi edebiyat hocamız güzel işlemişti. Nadiren yaptığı birşey olduğu için dersten ve kitaptan zevk almıştım.

Kitap hakkında güzel bir diğer şey ise kitaptaki kimi karakterlerinin şimdilerde feminist, ırkçı, insan hakları savunmacısı diyebileceğimiz tiplerde olması ve bu problemlerin yüzyıllardır devam ettiğini hatırlatması. Özellikle kitaptaki Shylock karakteri bence Sheakspeare’in dünya edebiyatına verdiği en güzel hediyelerden biridir. Tiratı ağlatır.

Anlatıcısı İnsan Dışı Bir Varlık Olan Bir Kitap Oku: Ben Bir Kediyim, Natsume Soseki

Japon edebiyatının üstadlarından bir kitap. Bir kedinin gözünden Meiji dönemi ve insanlarını anlatan bu kitap hicivlerle dolu. Batı özentiliğine ve kültürel değerlerin birbirine girmesine hiciv, kedilerinkine kıyasla insanların karmaşık ve saçma yaşamına hiciv, kendini anlamayan ama herşeyi anlamaya çalışan ve başaramayan insana hiciv ve de insana hiciv. Kitabı okurken hem üzüldüm hem ağladım hemde sanki bir tanzimat romanı okuyormuş hissine kapıldım. Japonlarında sahte aydın kesim diye bir dertleri olacağını hiç düşünmemiştim. Natsume Sensein abartılarla dolu bir anlatımı var. Öyleki kitapta sadece bir burnun şekline adanmış yaklaşık kırk sayfalık bir bölüm var. Yazar bir olaydan diğerine bir benzetmeden ötekisine koştuğu için bazen olayları ve oluş sırasını takip etmekte zorlandım. Kaç geri dönüp neyden bahsediliyordu ya diye sayfalar arasında git gel yaptım sayamadım bile. Yazarın ayrıca kelime oyunlarıyla dolu bir anlatımı var. Geliştiriyor olduğum japoncam iyi çevirilememiş bir espriyi Beauchamp’ın bayan Sneaze ile dalga geçtiği yeri anlamamı sağlad ı:). Kitap bir kedinin gözünden anlatılıyor. Yani yeryüzünde bakmak istediğim çok sevdiğim hayvanın. Bu arada Japonların kedilerle derdi ne ? Daha geçen başka bir Japon yazardan bir kitap okuyordum. Orada da karakterlerden biri geçirdiği bir kaza sonucunda kedilerle konuşabiliyordu. Oynadığım otogelerden birinde de karakterlerden biri kedilere benzemek adına kedi kulakları takıyordu. Animelerde zaten dolu kedi var. Ve de Japonca hocam kedi mamasıyla gelir, dersten önce kedileri besler sonra derse başlar. Bir de bu kitabın anlatıcısı bir kedi.

İki Farklı Kıtada Geçen Bir Kitap Oku: Son Sefarad, Beyazıt Akman

İki kıta, tabiki Avrupa ve Asya. Lisede 3’te 1’ini okuyup yarım bıraktığım kitap. Muhteşem bir kitap hangi kafayla yarım bıraktıysam artık.

Kitap yaklaşık 700 sayfa ve biraz yavaş ve bir kaç koldan ilerliyor. Bazen Sultan II. Beyazıdın gençliğine ve Şeyh Hamidullah ile olan hat derslerine gidiyoruz, bazen akdenizde korsanlarla mücadele eden Burak reis ve tayfasına, bazen kitap baskısı ile uğraşan yahud kardeşlere, bazen kıyımdan kaçan yahudi gruplarına, bazen bir osmanlı ajanı olan Kara Davutun peşine takılıyoruz, bazen kitapları yakmakla görevlendirilmiş keşiş Santiagonun anılarını okuyoruz, bazen kraliçe İsabellanın neferlerini ve planlarını dinliyoruz, ve bazen de Amerikayı keşfe çıkacak olan Kolumbusun peşine düşüyoruz. kitabı okurken bu karakterlerin birbirleriyle etkileşimi ve tarihi nasıl etkiledikleri çok güzel aktarılmış. Açıkçası kitapta en sevdiğim bölümler Şeyh Hamdullahlı bölümler ve Santiagolu bölümlerdi. Sayelerinde hat ve kimi kitaplar hakkında çok şey öğrendim.

Kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Tarih sevenlerden ve Endülüse ilgi duyanlardansanız kaçırmamanız gereken bir kitap.

Okumaya Yanaşmadığın Bir Klasiğin Tekrar Anlatılmasını Oku: Aşk, Gurur ve Zombiler, Seth Grahame-Smith & Jane Austen

Bu maddeyle biraz oynadım. Aşk ve gurur benim okumayı çok sevdiğim bir kitaptır. Ayrıca 2004 yapımı filmini 10’dan fazla kez izlemişimdir dahası 1995 yapımı Colin Firthli dizisi ise bence kitabın en güzel uyarlamasıdır. Yani anlayacağınız okumaya yanaşmadığım bir kitap kesinlikle değil. Parodileri sevdiğim için bunu da okudum, kimi yerlerde çok güldüm kimi yerleri de zorla okudum. Bence kitabın adı tüm içeriğini açıklıyor. Kitap hakkında en çok beğendiğim nokta ise, kitapta Wichamın hakettiği sonu bulması. Cidden içimin yağları eridi. Beğenmedim nokta ise kimi yerlerin fazla zorlama oluşu.

Filmi de var ve oyuncu kadrosu çok iyi. Keşke zombisiz direk aşk ve gurur çekselerdi.

Yazarı Seninle Aynı Bölgeden Olan Bir Kitap Oku: Doğu Asya Alternatif Bir Gezi Rehberi, Okan Okumuş

En büyük hayallerimden birisi dünyayı gezmek. Maddi yetersizliklerden dolayı ertelediğim bu hayali bari kitap okuyarak yatıştırayım dediğim günlerden birinde bu kitaba denk geldim ve cafcaflı kırmızı ağırlıklı kapağını görünce vuruldum. Hem en çok ziyaret etmek istediğim ülkeler hakkındaydı, hem içinde renkli resimler vardı, hem küçük mavi kutular içinde alıntılar da vardı, hem de yazarın hayatını anlatan küçük paragraftan yazarın benim okuduğum üniversiteden menzun olduğunu öğrendim. Ve tabiki kitabı aldım. Japonyayı okuduktan sonra uzun bir süre ara verdim ve bu yıl kitabı bitirdim. Kitabı okurken bazen sıkıldığımı itiraf edeceğim, yazarın samimi anlatımı ve reklamlardan, propagandadan uzak verdiği bilgiler kitabı oldukça okunur kılmasına rağmen. Mesela yazar kitabına Uzak Doğu dememiş, bu kapitalist bir yaklaşım olduğu için. Ayrıca kitap Sınırları kaldırdım serisinin ikinci kitabıymış. Birincisi ise Latin Amerikayı anlattığı kitapmış. Onu da okumak için heyecanlanıyorum. Yazarın blogu için tık.

1970’lerde Yazılmış Bir Kitap Oku: Mustafa İnan Bir Bilim Adamının Romanı, Oğuz Atay

Hep Oğuz Atayın eserlerinden birini okumak istemişimdir. Bi ara çok popülerdi herkes alıntılarını sosyal medyada paylaşırdı. Herkeste Oğuz Ataylı ayraçlar bulunurdu, duvarlara asılırdı falan filan. Ve bende merak edip okumak isterdim. Üniversite birinci sınıfta Türkçe I dersinde hocamız ödev olarak tahtaya bir sürü kitap adı yazmıştı. Bunlardan birini seçip ödev olarak hazırlamamızı istemişti diğer seçenek şiir incelemesi hazırlamaktı. Ben şiir incelemesi hazırladım ama bu kitabı da aylar öncesinde aldım belki bunu hazırlarım diye. Yaklaşık iki yıl kadar rafta beklektikten sonra okudum. Ve okuduğum için çok memnunum. Ve ülkemizde üniversite öğrencisi olan herkesin okumasını tavsiye ederim. Ve neden Türkçe hocamın özellikle bu kitabı seçtiğini anladım. Ve Oğuz Atay’ın neden o kadar popüler olduğunu da.

Oğuz Ataylı bu kitap kapaklarına hayranım.

Lisede edebiyat dersinde sunu yapan arkadaşlarımdan biri Oğuz Atayı sunmuştu ve bu kitabı biraz isteksiz yazdığından bahsetmişti. Bunu bilemem ama kitaptan anladığım kadarıyla biyografi yazmak gerçekten zor. Onlarca görüşme yapacaksın, belgeler toplayacaksın, gerekirse gezdiği yerleri gezecek, bulunduğu ortamlarda bulunacaksın ve biriktirdiğin tüm bu bilgileri okunaklı akıcı bir hale getirip, hatta kurgulayıp yazacaksın. Bence yazar bu konuda çok iyi iş çıkarmış. Bunda Mustafa İnanın bizzat öğrencisi olmasının ve Cahit Arfın(5 liraların arkasındaki adam ve de çok önemli bir türk matematikçi) katkıları yadsınamaz bence.

Bu biyografinin bence en güzel özelliği ülkemizden bir başarı hikayesi anlatıp gençlere örnek olması. Bence yazılma amacıda bu. Satırların çoğunda tanıdık duygular buldum. Mesela

Başarısızlıklarını bozuk düzenin sırtına yüklemen belki seni ferahlatır, fakat kurtarmaz. Bunu çok iyi bileceksin

Ödül Almış Bir Kitap Oku: Körlük, Jose Saramago

Bu maddeyle de biraz oynadım. Normalde bu yıl ödül almış bir kitap olması gerekiyordu ama ben ödül almış(hemde Nobel) ve bana lisede en sevdiğim hocam tarafından tavsiye edilmiş bir kitaba çevirdim bu maddeyi. Gerilim seviyorsanız, distopyalara ve sosyolojiye ilginiz varsa tavsiye ederim. Ayrıca kitabın ortaları kabus materyali, uyarmadı demeyin. Hayatımda hiçbir kitabı okurken midem bu kadar bulanmamıştı, ekşimemişti. Bu kitap üniversitede felsefe okuyan öğrencilere sınavlarda soruluyormuş arkadaşımdan duyduğuma göre.

Konusu kısaca şöyle “bir kasabada birden insanlar görme yetilerini kaybetmeye başlarlar. Görme yetisini kaybeden insanların sayısı artmaya başlayınca devlet bunları bir hastaneye kapatır ve kör olmayan halka bulaşmasın diye bu insanlara yardım etmez. Yani göremeyen göremediği için en basit gündelik işleri halledemeyen bir grup insan birlikte yaşamaya çalışacaktır. Taki bu körlük herkesi bulana kadar.”

Kitaptaki ilginç noktalardan biri hiçbir karakterin adının olmaması, şehrin de adı yok. Karakterler ilk kör, doktor, doktorun karısı, koyu renk gözlüklü genç kız gibi lakaplarla anılıyor ve şehir yeryüzünde kolaylıkla bulunabilecek bir yermiş gibi tasvir edilmiş. Bu kitabın evrenselliğini ve yaşananların her hangi bir yerde, her hangi bir grubun başına gelebileceğini gösteriyormuş.

Ana Karakteri Evde Eğitim Görmüş Olan Bir Kitap Oku: Kumsaldaki Timsah, Elizabeth Peters

Okuyacak fantastik seri ararken bulduğum fantastik olmayan aksine polisiye olan, aslen bir arkeolog tarafından yazılmış ve bu yüzden ilgimi uyandırmış bir kitap. Çocukken arkeolog olmak isterdim bu yüzden içinde Mısır geçen kitaplara karşı koyamıyorum.

kitapları bu kapaklardan okumak isterdim.

Kitabın ana karakteri Amelia Peabody arkeolog olan babası tarafından evde eğitim almış ve babası ölünce de kalan mirasla Mısırı keşfe çıkmış dobra, İngiliz bir kız kurusudur (ahh yaşamak istediğim hayat). Mısıra geçmeden önce İtalyada kalırken kendisine yol arkadaşı olarak Evelyni bulur ve birlikte 1880’lerin Mısırına yani hala Osmanlı hakimiyetindeki Mısıra giderler. Tahmin edersiniz ki kitapta tarihi olaylara, kişiliklere ve o günün yaşamına dair öznel yorumlar var. Amelia ve yeni sobsuza dek en iyi arkadaşı Kahirede arkeolog olan Emerson kardeşlerle tanışırlar ve hikaye böyle devam eder. Yaklaşık 20 kitaplık bir seri ve ilk üç kitabı Oğlak yayınlarının alt dalı Maceraperest yayınları tarafından basıldı. Tekrar baskısı olmadığı için bulması zor ve galiba yayınevi seriye devam etmeyecek. Yazar hakkında daha çok bilgi için.

En Yakın Arkadaşının Tavsiye Ettiği Bir Kitap Oku: Captain Marvel Daha Yükseğe, Daha Hızlı, Daha Öteye ve Fazlası

Çizgi romanlar kitaptır. Aksini söyleyen ve bu kitaplara ciddiyetle yaklaşmayan kısaca salaktır. Captain Marvel’ın filmine hayran kalan ben ve arkadaşım çizgi romanlarına sardık şimdi. Arkadaşımdan bu seri ile ilgili bir yığın spam yedikten sonra bende bi okuyayım dedim. Her ne kadar sinir olsamda Marvel hala çizgi romanlarıına film evrenine göre düzenliyor. Yani bu kitaptaki captain marvel’ın flerkeni var. Bu sefer hikaye Carol’ın dünyadaki hayatına ve Rhodey (evet Tonynin sağ kolu olan) ile olan ilişkisine ara verip uzaylı bir kavime yardıma koşmasıyla başlıyor. Bizim klasik Carol işte.

Başlığında K, J, Z, X yada Q Geçen Bir kitap Oku: Karanlığın Yüreği, Joseph Conrad

Adı ile dikkatimi çeken kitap. Edebiyat dersinde de işledik ve çok merak edip okudum. Yazarın güzel ve metaforlarla dolu bir anlatımı var. Anlatılmak istenen asıl şey kelimelerin ve paragrafların ardına gizlenmiş. İnce ama yoğun bir kitap. O yüzden okurken sağlam kafayla okumak gerekiyor. Ve ben sağlam kafayla okumadığım için ilerde tekrar okumayı düşünüyorum. Mümkünse orijinalinde. Tavsiye ederim. Kitaptan sevdiğim alıntıları koydum.

Düş görür gibi yaşıyoruz: yapayalnız…

….

Dikkatinizi bu gibi şeylere, sırf yüzeysel olaylara yoğunlaştırdığınızda, gerçeklik uçup gidiyor. Neyse ki, içimizdeki gerçeklik gizlidir.

Karanlığın yüreği, Joseph conrad

En Sevdiğin Karakterin Okuyacağını Düşündüğün Bir Kitabı Oku: Noragami, Adaçitoka

Mangalar da kitaptır. Aksini söyleyen ve bu kitaplara samimiyetle yaklaşmayan basitce maldır. İnsanlar kaç yaşında olursa olsunlar bu tür kitaplar okuyabilirler. Aynı Ginsan gibi. Gintoki Sakata ya da kısaca Ginsan ya da Kaguranın diyişiyle Ginchan, Gintama animesi ve mangasının baş karakteridir ve şu sıralar en sevdiğim karakterdir. Kendisi orta yaşlı olmasına rağmen hala manga okuyan işsiz bir samuraydır. Hakkında onlarca paragraf yazabilirim ve ileride yazarım büyük ihtimalle. Animesinde ve mangasında diğer animelerle, mangalarla, mangakalarla, tarihi olaylarla, filmlerle ve kitaplarla dalga geçer. Cidden bir bölümde prison breakle dalga geçiyordu, başka bir bölümde de Charlienin çikolata fabrikasıyla, Shinsengumiye yapılan göndermeler apayrı bir olay zaten. Anime tarihinin gelmiş (ve büyük ihtimalle gelecek) en büyük trolüdür. Ve bu seriyi de dalga geçmek için, bir manga olduğu için bence okurdu Ginsan.

Ginsanı anlatmaktan kitabı anlatamadım, yani mangayı. Noragami Japoncada başıboş tanrı demek ve kitabımızın ana karakteri Yato 5 yen karşılığında kendisine verilen işleri yapan başıboş bir tanrıdır. Tanınmak ve bir tapınağı olsun ister. Normal liseli bir genç kız olan Hiyori İki (rakam değil soyadı. Yaşamak anlamına gelen iku fiilinden türeme bir isim) bir gün karşıdan karşıya geçen Yatoyu araba çarpmasından kurtarmak isterken araba ona çarpar ve ruhu zaman zaman bedeninden ayrılmaya başlar. Düzeltmesi için Yatoya 5 yen verir, hikaye böyle başlar ve hız treni gibi devam eder. Normalde pahalı oldukları ve yer kapladıkları için manga satın almayı sevmem ama bu manganın mangakaları kadın oldukları için ve onları desteklemek istediğim için türkçeye çevrilmiş ciltleri alıyorum.

6. cilt

Bayağı uzun bir yazı oldu ama birkaç aylık yazım hakkımı tek seferde kullandığımı düşünün.

Sevgiler ve bol kitaplı zamanlar.

-Alumina