Otome/Visual Novel, Oyun

Bad Apple Wars

Herkese merhaba

Yine Golden week indirimlerinden aldığım bir oyunun inceleme yazısı ile buradayım, önceki oyun için buraya. Oyunumuzun adı “bad apple wars” yani kötü elma savaşları.

Oyun ilk olarak 2015 yılında Otomate tarafından geliştirilip Japonyada PSVita için piyasa sürüldü. 2017’de Aksys Games tarafından İngilizceye çevrilip diğer pazarlara sürüldü. Ve bana da 2020 yılında oynamak nasip oldu. Oyunu oynamamın üzerinden bir kaç hafta geçti o yüzden kimi detayları çok hatırlamıyorum. Oyunun resmi web sitesi için tık tık.

Okumaya devam et “Bad Apple Wars”
Anime

The Ocean Waves

Okyanus dalgaları, güzel okyanus dalgaları ne alaka okyanus dalgaları? büyülü dalgalar, dalgaları duymak, okyanusu duymak…

Tüm animeciler gibi bende bir Studio Ghibli hayranıyım. Stüdyonun izlemediğim filmleri kalmasın diye bu filmi izledim ve bu filmin neden diğer filmler gibi çok ön planda olmadığını anladım.

Çünkü çok sıkıcı. Böyle demek istemezdim ama böyle.

Okumaya devam et “The Ocean Waves”
Anime

Shingeki no Kyojin VS Owari No Seraph

Bu iki animeyi birbirine çok benzettim ve bu yazıda da sebeplerini anlatacağım.

Wit Studios

Görsellik ve bütçe olarak çok farklı yerlerde dursalar da iki anime aynı stüdyonun elinden çıkma. Aslında karakterlerin göz ve yüz çizimlerinden biraz hissediliyor ama neyse.

özellikle Armin ve Yoichi’ye dikkat
Okumaya devam et “Shingeki no Kyojin VS Owari No Seraph”
Otome/Visual Novel, Oyun

7’sCarlet

Herkese Merhaba

Yakın tarihlerde bitirdiğim bir oyunun tanıtımını ve yorumunu yapacağım bu yazıda sizlere. Oyunu steam indiriminden almıştım. Koronalı günlerde oynamak güzeldi.

Oyun ilk olarak 2016’da Japonyada PsVita için çıktı. Geliştirici firma yine otomate. 2018 yılında Aksys Games tarafından İngilizceye çevrildi ve geçen yıl Steame geldi.

Oyunumuz tam bir yaz-gizem-macera hikayesi. Küçük bir kasabada geçiyor. Yaz festivali, çözülmemiş ölüm vakaları, gizemler, efsaneler var. Aynı zamanda oyun günümüzde geçiyor ve ana karakterimiz olan Ichikonun gizemli bir kasaba olan Okunezatoya, Supernatural Club’nun toplantısına arkadaşıyla gitmeye karar vermesiyle başlıyor. Bu toplantıya katılmasının sebeplerinden biri geçen yıl bu kasabada kaybolan abisi hakkında bir şeyler bulmak istemesi.

Okumaya devam et “7’sCarlet”
Film

Legends of the Fall – İhtiras Rüzgarları

Bir film izledim ve neden arada bir kötü filmler izlememiz gerektiğini tektar hatırladım. Kötü filmler olmasa iyi filmlerin değerini bilemeyeceğiz çünkü.

Başrollerde Anthony Hopkins ve Bradley Pitt’i görüp, film hakkındaki küçük açıklamayı okuyunca aaa bu güzel bir filmdir diye umdum, ailece izlemek için indirdim. Ama güzel bir film değildi, malesef.

Okumaya devam et “Legends of the Fall – İhtiras Rüzgarları”
Anime

A Whisker Away, içinde kediler olan tatlış mı tatlış bir Anime Filmi

Herkese merhaba 😸

Tatlış mı tatlış içinde kediler olan bir anime filmi izlemek ister misin ? Benim gibi kedileri çok seven insanlar bu anime ve konusuna bayılacaklardır eminim

Animenin orijinal adı “泣きたい私は猫をかぶる“(Nakitai Watashi wa Neko wo Kaburu) Türkçesi ” Ağlamak isteyen ben kedi taklidi yapıyorum”. Güzel bir çeviri olmayabilir. İngilizce başlık adına hiç girmeyeceğim. Bir bıyık uzaklıkta…

Okumaya devam et “A Whisker Away, içinde kediler olan tatlış mı tatlış bir Anime Filmi”
belgesel, Dizi, Film

Belgeseller

Devamını okudan birinci sayfaya ulaşabilirsiniz ya da yakınmalarımı okuyabilirsiniz.

Dizi sektörü iyice saçmalamış, sinemalar kapanmış, dört gözle beklediğim Mulan üzerinden ırkçılık kavgaları artmış, netflix rtük kavga ederken izleyebileceğimiz güzel belgesellerden bir liste oluşturdum bugün. Şimdi bu saçmalıklar arasına minnoşlar da girince ver elini belgeseller.

Zaten hiçbir diziye, filme, oyuna hiçbir şeye odaklanamıyorum. Bu yazıyı da 10 ağustosta yazmaya başlamışım. Odaklanamadığım gibi tembelleşiyorum da harika. Ve yetmedi şu salgın arttı, hayat zorlaştı, planlar suya düştü ve en kötüsü bir dönem daha uzaktan çekiceğim. Ama zihinsel sağlığı korumak ve bir şeyler yazarak kendimi iyi hissetmem şart. Taslaklarda 40’tan fazla yazının beklediğini bilmek de stres ama yaşıyoruz işte. En azından belgeseller var:)

Belki belgesel türü bilgi içerikli şeyler odaklanmama, ne bileyim bir şeylere işe yarar diye düşündüm ve yaradı. Aynı zamanda insanlar arada bir belgesel izlemeli. Taraflı olabilirler ama yine de bilgi verici ve gerçekçiler. Ve bittikten sonra senaristlere kızmıyoruz ve dizilerden daha fazla birşeyler kattıklarını hissediyoruz. Farkındalık için de lazım.

Okumaya devam et “Belgeseller”
Kitaplar

Andy Weir ve Eserleri

Andy Weir’i duymuşsunuzdur, kendisi Marslı kitabının yazarı ve bir bilim aşığıdır. Kendisini internette araştırınca gerçekten hayran olunası bir kişiliği olduğunu düşünüyorum. Ne demek istediğimi eğer Marslı kitabının yayınlama süreci hakkında bir şeyler biliyorsanız anlamışsınızdır.

Normalde bu yazıda sadece Artemis isimli kitabından bahsedecektim sonra ben bu adamın başka eserlerini de biliyorum neden hepsinden ve biraz daha kendisinden bahsetmeyeyim dedim. Karşılaşma sırama göre buyrun eserleri ama önce kısaca kendisinden bahsedeyim

Okumaya devam et “Andy Weir ve Eserleri”
Dilbilim, Film

The Professor and the Madman

Bu filmi üniversitedeki İngiliz edebiyatı hocam ilk çıktığında tavsiye etmişti. Konu ilgi çekici olsa da kendisini o sıralar sevmediğimden dolayı ciddiye almamıştım. Neyse şimdi izledim ve film gerçekten efsaneydi özellikle edebiyat, sözlük, az da olsa dilbilime değinmesi ve dönem filmi olması sebebiyle.

Öncelikle filmin en az beğendiğim yönü, Türkçe başlık çevirisine dikkat çekmek istiyorum. Ben %100 İngilizceden izledim ama olsun. “Deli ve Dahi” mi ? Cidden mi ? Bari ilk dahiyi deseydiniz. Ya da direkt çevirseydiniz keşke “Profesör ve Deli” diye. Şimdi bu küçük ayrıntıya mı takılıyorsun diyeceksiniz ama tüm profesörler dahi değil bir(tecrübeyle sabit malesef), profesör kelimesi daha çok kitaplarla işi olan, çalışan-.çalışkan akademik insanı anımsatırken bana, dahi kelimesi daha çok mucitler ne biliyim sıra dışı uçuk insan çağrışımı yapıyor iki. Tamam bu paragraf hiç olmamış gibi devam edelim.

Okumaya devam et “The Professor and the Madman”
Müzik

Yağmurlu Şarkılar (4/??)

Bu kadar devam edeceğini düşünmezdim.

Yağmuru çok sevdiğim için, ıslanmayı, camıma gelen pıt pıt yağmur damlalarını, bereketi ve hüznü kısaca yağmur ve yağmurla ilgili her şeyi çok sevdiğim için içinde yağmur geçen hangi dil olursa olsun, ya da yağmur sesleri geçen karşılaştığım ve sevdiğim şarkılardan liste yapıyorum. Bu liste dördüncüsü, umarım sonuncusu olmaz.

Önceki listeler için tıklayın, 1, 2, 3… Hatta önceki listelere bakıp bu listeye dönseniz daha iyi olur. En güzelleri önceki listelerde çünkü.

Hadi biraz nostalji yaşayalım

Okumaya devam et “Yağmurlu Şarkılar (4/??)”
Anime

Owari no Seraph

En sonunda bu güzel animeyi bitirdim. Son zamanlarda izlediğim en zevkli animelerdendi. Ve inceleme yazısı yazma vakti.

” 終わり/owari” Japoncada “son” demek. Animeler bittiğinde fin yazısı yerinde de görebilirsiniz. ” セラフ/ serafu” ya da seraph da melek demekmiş, hangi dilde derseniz İbranicede. Nasıl bir melek derseniz, buyrun wikipedia. Animemizin adını bu durumda “sonun meleği” ya da “kıyametin meleği” olarak çevirebiliriz ve iki çeviri de hikaye göz önüne alındığında çok güzel duruyor.

bence fragmanı izlemeden direk seriyi izleyin
Okumaya devam et “Owari no Seraph”
Kitaplar

Gittim, Gezdim, Gördüm Japonya ve Çin, Yüksel Görmez

Merhabalar

Bugün çok olmasa da yakın tarihlerde bitirdiğim iki tane kitabı kısaca tanıtıp düşüncelerimden bahsedeceğim.

Japonya merakımdan dolayı önce Japonyalısını alırken bu kitabın seyahatname tarzı olacağını düşünmüştüm. Ayrıca itabın kapağındaki minimalist resimleri çok beğenmiştim, kesinlikle kütüphanemde, hikayelerimde olmalı demiştim. Kitabı açıp içindeki başlıkları okudum ve kitabı aldım. O ilginç başlıklardan bazıları

Okumaya devam et “Gittim, Gezdim, Gördüm Japonya ve Çin, Yüksel Görmez”
Otome/Visual Novel, Oyun

Period Cube: Shackles of Amadeus

Merhabalar

Bugün size en az sevdiğim otome oyunundan bahsedeceğim. Golden week indirimlerinden aldığım ve görselliğinden dolayı beğendiğim ama hikayesinden dolayı pek hazzetmediğim bu oyunu alacaksanız sadece ve sadece indirimlerde alın. Yoksa çok üzülürsünüz. Hoş alsanız da üzülüyorsunuz.

arkada çalan müzik aynı zamanda oyunun açılış müziği.

Oyunun yapımcısı yine Otomate, PSVitaya 2015 yılında çıkmış ve iki yıl sonra Aksys Game tarafından çevirilip diğer pazarlara sunulmuştur

açılış ekranı. Günün saatine göre değişiyor.
Okumaya devam et “Period Cube: Shackles of Amadeus”
hayat, Okul

Bir Eğitim Fakültesi Öğrencisinin Anıları

Evet, evet neden öğretmen olma şevkimin azaldığından bahsedeyim mi bugün biraz ? ister misiniz bilmem ama benim içimi dökmem lazım.

Neresi olduğu mühim değil, belki eski yazılardan bir ipucu yakalamışsınızdır bilemem, canım ülkemin prestijli ünilerinden birinin eğitim fakültesinde İngilizce öğretmenliği okuyorum. Sophisterım aynı zamanda ki kendimi hala sophomore hissediyorum, hatta freshman ki senior olmama çoook az kaldı… uggh

Hevesle başlamıştım, öğretmen olacaktım ve millete İngilizceyi sevdirecektim. Ne kadar masum ve tatlı değil mi ? Şimdi kendim İngilizceden soğudum ve eğitimden, öğretmenlikten, öğretememekten, öğrenemememden, öğrenilmiş ve öğretilmiş çaresizlikten. Her şeyden soğudum bu dönem. Her şeyden soğuttular bu dönem. Bitsin artık bu dönem.

Okumaya devam et “Bir Eğitim Fakültesi Öğrencisinin Anıları”